Omuz Çıkığı (Glenohumeral Dislokasyon)
Omuz çıkığı türleri, komplikasyonları, redüksiyon teknikleri ve rehabilitasyon süreçleri hakkında kapsamlı klinik değerlendirme.

Özet
Omuz çıkığı türleri, komplikasyonları, redüksiyon teknikleri ve rehabilitasyon süreçleri hakkında kapsamlı klinik değerlendirme.
Glenohumeral eklem (omuz), insan iskelet sisteminin en geniş ve serbest hareket açıklığına sahip eklemidir. Ancak bu üstün mobilite, eklemin anatomik olarak son derece sığ ve stabiliteden yoksun olması pahasına sağlanmıştır. Bu nedenle omuz, acil servislere başvuran tüm majör eklem dislokasyonlarının %50'sini tek başına oluşturan, travmatik dislokasyona en yatkın eklemdir.
Dislokasyon Sınıflandırması ve Yönleri
Humerus başının glenoid fossayı (kürek kemiğindeki yuva) tamamen terk etmesi olan omuz çıkıkları, yer değiştirme yönüne göre üç majör kategoriye ayrılır:
Anterior (Ön) Çıkık
%95 - %97
Genellikle kol yana açık (abdüksiyon) ve dışa dönük (dış rotasyon) pozisyondayken arkadan veya yandan alınan direkt darbe ile oluşur. Akromion kemiği belirginleşirken, omuz önünde şişlik palpe edilir.
Posterior (Arka) Çıkık
%2 - %5
Kol gövdeye yapışık ve içe dönük (iç rotasyon) iken eksenel kuvvet uygulanması veya epilepsi nöbetleri / elektrik çarpması gibi şiddetli ve istemsiz tetanik kas kasılmaları ile gelişir. Klinik olarak gözden kaçma riski çok yüksektir.
<%1
Luxatio Erecta olarak bilinir. Aşırı hiperabdüksiyon travması sonucu görülür. Hasta kolunu başının üzerinde asılı ve dirsekten bükülü şekilde sabit tutmak zorunda kalır, kolunu aşağı indiremez.
Klinik Değerlendirme ve Eşlik Eden Komplikasyonlar
Omuz çıkığı anında bağ ve labrum kompleksinde ciddi hasarlar meydana gelir. Humerus başının öne doğru çıkarken glenoid kemiğinin ön-alt dudağını yırtması (Bankart Lezyonu) ve kemiğin arka-üst kısmının sürtünerek ezilmesi sonucu oluşan çökme kırıkları (Hill-Sachs Lezyonu), çıkık vakalarının %25'inde standart bir radyolojik bulgudur.
Dislokasyon anında en korkulan komplikasyon nörovasküler hasardır. Humerus başının anatomik yapıyı germesi nedeniyle vakaların %40'ından fazlasında deltoid ve teres minor kaslarını uyaran ve omuz dış yanının duyusunu sağlayan Aksiller Sinir (Nervus axillaris) zedelenmesi (nöropraksi) meydana gelir. Bu yüzden redüksiyon (yerine oturtma) öncesi ve sonrası sinir muayenesi tıbbi bir zorunluluktur. Arteriyel damar hasarından şüphelenilen vakalarda anjiyografi gerekebilir. Point-of-Care Ultrasonografi (POCUS), hem kırık tespiti hem de ağrısız redüksiyon için intra-artiküler lokal anestezi enjeksiyonunda yaygın olarak kullanılmaktadır.
Redüksiyon Teknikleri ve İyileşme
Akut dislokasyonlarda 24 saat içinde redüksiyon yapılması elzemdir. İntravenöz sedasyon veya lokal anestezi altında uygulanan birçok teknik mevcuttur:
- Skapular Manipülasyon: Hastanın kürek kemiğine mediale doğru özel bir baskı uygularken, koldan traksiyon (çekme) yapılır. Başarı oranı %80-100'dür.
- Cunningham Tekniği: Hiçbir çekme kuvveti uygulamadan, hasta dik otururken boyun, omuz ve sırt kaslarına (biseps, trapezius) spesifik masaj yapılarak kas spazmının çözülmesi ve kemiğin kendiliğinden yuvaya dönmesi sağlanır.
- Stimson Tekniği: Hasta sedyeden kolunu aşağı sarkıtacak şekilde yüzüstü yatar ve bileğine ağırlık (5-15 lbs) bağlanarak kasların yorulması beklenir.
- Dış Rotasyon: Sırtüstü yatan hastanın kolu çok yavaşça dışa doğru çevrilir.
Eğer hastada humerus boyun kırığı saptanmışsa, kapalı redüksiyon manevraları avasküler nekroza yol açabileceği için kesinlikle kontrendikedir. Redüksiyon sonrası omuz askıya alınır. Literatür, ilk kez omuz çıkığı yaşayan hastaların %47'sinin yapılandırılmış fizyoterapi ile bir daha çıkık sorunu yaşamadığını göstermektedir. Ancak genç, profesyonel sporcularda tekrarlama (nüks) riski çok yüksek olduğu için stabilizasyonu artırmak amacıyla rotator manşet güçlendirme egzersizlerine ağırlık verilir veya ilk atakta dahi cerrahi seçenekler değerlendirilebilir.
